Yaş Tahtaya Basıyorsun Aslanım Haberin Yok!


Mihriban ŞATIR

Mihriban ŞATIR

Okunma 29 Mart 2017, 11:20

       Son zamanlarda gündemin nabzı 16 Nisan 2017 için  atıyor. “16 Nisan'da ne olacak?” Sorusuyla memleketten çok Batının ilgilendiğini görmek beni hiç şaşırtmamakla birlikte bizlerin sabır sınırlarını fazlasıyla zorladığının da farkındayım elbette.
      Bendeniz siyasetçi değilim, burada da oturup politika nedir, nasıl olmalıdır’ları tartışmayacağım; fakat hayatın her alanında olduğu gibi siyasetin de bir ahlakı olmak zorunda'yı ifade etmek istiyorum. Kaldı ki bu meselenin çok uzun süreden beri “siyaset” haritasından çıkıp rotasını “Hilâl-Haç” savaşına çevirdiğini görmemek için asalak olmak lâzım.
     Israrla bunu görmeyen bir zihniyetin bu memlekette “muhalefet koltuğunu” işgal etmesi, o koltukta boş oksijen tüketmesi hayli utanç verici. Tekrar ve ısrarlı bir şekilde söylüyorum ki bu işin de bir ahlakı olmak zorunda.
     Anlamıyorum, Allah şahittir ki anlayamıyorum; zerre kadar anlayışı olmayan, muhalefetin iç siyasi meselelerde olup, dışarıdan gelen saldırılara karşı ittifak yapılması gerektiğini bilmeyen, okuduğunu anlamayıp bir de üstüne asılsız, kıt fikirlerini cumhura açıklama gafletinden çekinmeyen, yaptığı gafların Türkiye haritasını iki defa dolaşacak seviyede olduğunu kestiremeden hâlâ o koltukta var olmayı, bizzat kendini nimet zanneden bir insandan ne bekliyorlar? Bu insanın değil ülkeyi koordine etmek, muhalefeti dahi idare etmekten aciz olduğunu görmek bu kadar mı zor? Batı ne söylüyorsa aynısını söylemesi, Batı ne yapıyorsa aynısını taklit etmesi, her şeye ve dahi “Saat kaç?” gibi çok basit bir soruya HAYIR cevabı verecek potansiyelde olması tesadüf mü? Yoksa “kurulu bebek” olduğuna “sol” un da itiraz etmemesi gerekirdi.
     Kendi adıma yaptığım en masum muhalefetti; apartmandaki komşunun yüksek sesle o kitleye kulak vermesine karşı, savunduğum fikrin dile gelmiş “Dirilişe Evet” şarkısını ses sistemine bağlayarak mahalleyi ayağa kaldırmak.
     Ne kadar zavallılar Yarabbim! Korkularından “Evet” kelimesine antipatileri oluşup lügatlarından kaldırdılar. “Evet” duymaya tahammülleri olmadığından yine klasik muhalefetlikle insanlara saldırıyor, reklam yapılmasına dahi müsaade etmiyor, dertlerinden köşe bucak ağlıyorlar da sorduklarında ne ağlaması “Gözüme toz kaçtı.” diyorlar.
     
     EN ACISI NEYE “HAYIR” DEDİKLERİNİ BİLMİYORLAR!

   Devletimin çoluk çocukla zaman zaman aynı masaya oturmak zorunda kalması beni de üzüyor. Devlet millet meselesinde bu yetersiz’lerin konuşması, yorum yapmaya çalışması, fikir beyan etme özgürlüklerinin olması insanın atar damarlarının saygı ömrünü azaltıyor.
    O kadar eksik ki ülkenin muhalefet kanadı, Batının bu denli üstümüze oynamasına bu yüzden şaşırmıyoruz artık. Doğal olarak Batı, kendi menfaatlerini de güvence altına alan bir sistem değişikliğine zavallı, sönük “Hayır” reklamlarıyla karşı duran cahil bir muhalefetten medet umarak var gücüyle üzerimize oynuyor.
     YAŞ TAHTAYA BASIYORSUN ASLANIM, HABERİN YOK!
     Ne aslan ama(!) Mevzu Türk'ün sabrını taşırdığı noktada tepesi atıp vatanperverler dünyayı karşısına aldığında, aslan kesildiği yerden istifa edip kedi kalan ne aslan(!)
   Kimi Bakanlarımıza siyasi kanattan, kimi vatandaşlarımıza itli atlı saldırı kanadından, kimi Cumhur'un Reis'ini filmlerinde düşman siluetiyle, pankartlarında ölüm tehdidiyle, kimi zamanında yaptığı iğrenç yaftalarıyla yine devletin başına, seçilmiş bir Cumhurbaşkanı'na hakaret kanadıyla yüklense de, Türklerin, atalarından kalan mirası “Hilâl” taktiğiyle orta sahadan forvete ve dahası bütün hakemlerin taraflılığına rağmen, üst akıl ofsaytına dahi takılmadan, golü tam doksandan Batının tam da kalbine göndermesine engel olamayacak hiçbiri.
      Bu kutlu milletin yükselişini hiçbir kuvvet durduramayacak. Çünkü, konu “Devletin ve Milletin Bekası” olduğunda mermiye kafa atan, tanka siper olan, F16’ya meydan okuyan bir millet buna izin vermeyecek. İşte hadsiz, medeniyet yuvası altında tam bir medeniyetsizlik çöplüğüne sahip kalleş, Papa'nın topladığı bu Haçlı ordusu daimi olarak havlamaya devam etse de ay yıldıza ait olan hiçbir değeri ısıramayacak, kanatamayacak, parçalayamayacaktır.
   Yapılmayan plan, dönmeyen oyun kalmadı dört bir taraftan. Devam da ediyor; ama Allah izin vermediği müddetçe İslam’ın son kalesi olan vatanım, Ümmet'in tek ve son umudu olan Reis'in devlet ve milleti diri tutma gayretleri bâki kalacaktır. “Kefenimizle çıktık bu yola” diyen ve bunu ispat da etmiş, ahlak sınırlarını koruyarak memleketini müdafaa etmiş bir Adam'ı ve milletini hiçbir şeyle korkutamayacak olmasına ikna olmayan dâhili ve hârici düşmanların senaryolarına tokuz.
    BİZ BU FİLMİ İZLEMİŞTİK.
    Sonu önceki gibi olmayacak. Bu millet, ne bu vatanı ne de zalime korku veren, mazluma umut olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı yedirmeyecek. Ezelden beri şehitlerimizin kanıyla ayakta duran bu toprakları namerde çiğnetmeyecek.
 
“Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş... 
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! ' 
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından, 
Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından! 
Sahipsiz olan memleketin batması haktır; 
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. 
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... 
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var. 
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır! 
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! 
'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur! ' deme, yılma. 
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.

                                                                                                                    
twitter.com//bayanndobraa
[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.