Arşivlere yansıyan kan donduran sözler! İsmet İnönü ajanlara nasıl göz yumduğunu açık açık anlatıyor!

Tarihin tozlu raflarında yer alan belgeler içinde bulunduğumuz bazı durumlar adeta bir resim gibi önümüze seriyor. Dönemin milli şefi İsmet İnönü’nün meclis kayıtlarına yansıyan öyle bir konuşması var ki tam anlamıyla kan donduran cinsten. İnönü, konuşmasında devlet içerisine yerleştirilen ajanlara nasıl göz yumduğunu açıkça itiraf ediyor.

Arşivlere yansıyan kan donduran sözler! İsmet İnönü ajanlara nasıl göz yumduğunu açık açık anlatıyor!

Tarihin tozlu raflarında bulunan öyle belgeler var ki içinde bulunduğumuz şu günleri anlayabilmemiz için gerçekten çok büyük önem arz ediyor.

Türkiye’de gerçek anlamda diktatör düzeni hissettiren ve Milli Şefliğini ilan eden İsmet İnönü’nün meclis kayıtlarına yansıyan öyle bir konuşması var ki tam anlamıyla kan donduran cinsten.

Konuşmasında dönemin karanlık güçlerine boyun eğdiğini açıkça beyan eden İnönü bu işin çaresinin olmadığını savunuyor ve yapılan anlaşmalar ile ‘uzman’ kisvesi altında ajanların devlet kadrolarında her yere yerleştiğini itiraf ediyor.

İnönü, buna boyun eğmekten başka bir şey yapamayacağını kaydediyor.

Merhum Başbakan Adnan Menderes’in darbe ile görevinden uzaklaştırılmasının ardından 1963 yılında gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiye-ABD ilişkileri hakkında konuşan ve o tarihlerde cunta yönetimi tarafından Başbakan olarak atanan İnönü şu kan donduran sözleri dile getiriyor  “Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz ki -herkes aynı şeyden bahsediyor-. Nasıl yapacağım ben bunu? Bir görev veriyorum neticesi bana gelmeden Washington`un haberi oluyor. Sonucu memurumdan önce sefirimden öğreniyorum. Bana şimdiye kadar bunlar tarafından hazırlanmış derdimize deva bir rapor göstermediler... İstiklal harbinden sonra sulh anlaşmasında esas mücadele bu uzman konusunda oldu. Yoksa haydutlar meselesi fiili bir durum idi. Tazminat işini iki devlet biz aramızda hallederdik. Bütün mücadele (idaremize tasallut) yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük tavizler vermeye hazırdılar. Dayattık... Biz onların niçin ısrar ettiklerini biliyorduk (!) Böyledir bu işler. Peygamber edası ile size dünyaları vaat ederler. İmzayı attı mı ertesi gün gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, üstleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök, gitmezler... Bağımsız dış politika güdemeyiz”

İnönü ülkenin kuruluş yıllarında ‘uzman’ kisvesi altında devletin önemli kademelerine ajanların kabul edildiğini ve buna yapacak bir şey olmadığını savunuyor. Yani bir başbakan düşünün devlet kadrolarındaki uzmanları bilerek ve isteyerek ajanlardan seçsin.

Sonuçta kodu bozuk bir temel üzerine inşa edilen rejimde yine aynı zihniyetin hazırladığı anayasa ve yasalar üzerine kurulu bir devlet düzeninde içinde bulunduğumuz bu günlere kadar gelebildik. Fakat artık kurbanlık koyun gibi boynunu kasabının bıçağına yatıran bir ülke artık yok. Artık kılcal damarlarına kadar sızan ve rejim kurucularının savaş sonrası anlaşmalar ile devlet kadrolarına yerleştirilmesine göz yumduğu ajanlar ve onlardan sonra gelenlerin temizlenmesi gibi zor bir dönem içerisindeyiz.

Bu konuşmaya bakınca ‘Devleti nasıl ele geçirdiler’ sorusunun da yanıtını rahatlıkla anlıyoruz. Yani isimleri farklı olan ajanların 15-20 yıllık süreç içerisinde değil, kurucu zihniyet döneminde beri devlet içerisinde yer aldığı anlaşılıyor.


Kaynak: Yeni Akit

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.