BİR AŞKIMIZ VAR!


Abdullah İÇEL

Abdullah İÇEL

Okunma 18 Mart 2017, 21:17

Yıl 1950… Tek parti diktası ve sahte muhaliflerle oluşturulmuş kurmaca demokrasi, ilk defa gerçekten halka gidilerek hezimete uğratıldı.

22 Mayıs günü DP, Adnan Menderes başkanlığında hükümeti kurar kurmaz icraatlara başladığında halk, “Beyaz İhtilal”in verdiği sarhoşluktaydı.

Menderes, Osmanlı’nın yıkılma döneminden kalan borçları ödeyip, ekonomiyi henüz silkelemişti ki -çok tuhaftır- 2 aya kalmadan ülke karışıverdi ve hükümetin ekonomik bağımsızlık hayalleri darağacından öteye gidemedi.

23 yıl sonra arı gibi çalışacağı her halinden belli bir başbakan yeni hedefler ve yeni idealler ile göreve geldiğinde milletin yüzü güldü.

Gülmesine güldü millet ama göremedi… Ne sağ’ını, ne sol’unu, ne önünü ne de ardını…

Sonra o gülücükler de kayboldu birden, kimse ne olduğunu anlamadan veda eden Özal, ardında “hiç yoktan iyi” diyebilen bir halk bıraktı

Çok geçmeden “iyi” gitti “hiç yok” kaldı… Ekmek, yağ, şeker, un karnelerle dağıtılmaya başlandı. Daha önce sarığa kafayı takıp milleti param parça eden zihniyet artık başlardaki örtüye de musallat oluyordu.

Sonra cesur yüreklere pranga vurmaya çalıştılar. Beceremediler…

Sivaslı bir “yiğit” ülküsünü tüm dünyaya haykırırken, Kasımpaşa’nın hırçın çocuğu batıya bakmaktan boynu tutulan milleti kendine getirmeye çalışıyordu.

Muhsin Başkan’ı “helikopter kazasıyla(!)” ortadan kaldıranlarla, IMF’ye borcu kapatan Erdoğan’ı, çok değil 15 gün sonra "Gezi"yle devirmeyi planlayanlar farklı kişiler değillerdi.

Millet gözlerini ancak 3 “Adam”ını kaybettikten sonra açabildi.

Menderes’e, Özal’a ve Muhsin Başkan’a yapılanları son bir hamleyle 15 Temmuz’da Erdoğan’a yapmaya çalışanlar, milletin iman dolu göğsünü geçemediler.
 
****

Evet, 600 yıllık çınar kurumaya yüz tuttuğundan bu yana ne zaman bu ülkeye âşık, bu ülkeye meftun birileri, bir yerlere gelse, bir şekilde hep önleri kesildi.

Millet yok sayıldı, vesayet ne derse o oldu. Savaş belki sahada kazanıldı ama düşmana benzeye benzeye aslında yavaşça kaybedildi.

İşte şimdi tıpkı Çanakkale’deki gibi tekrar baştan aşağı öfkelenmeli, silkinmeli, titremeli ve kendimize gelmeliyiz.

Bilelim ki; 2 gün sonra seçime gidecek bir ülke bizim bir ay sonraki sandığımıza müdahale ediyorsa bir derdi var.

Getirdiğimiz her tekbir, attığımız her slogan kraliçenin sarayını inletiyor, şansölyenin kulağını çınlatıyorsa bir anlamı var.

İşte aynı o tekbirler, sloganlar ve marşlar gibi vesayetin boyunduruğundan kurtulmak için atacağımız her “Evet” düşmanlarımızın yüzüne tokat gibi inecek, midesine taş gibi oturacak.

Ve biz bir gün geri döndüğümüzde, çınar yeniden yeşerdiğinde, farklılıklarımızı bir kenara bırakıp yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdiğimizde güneş daha farklı doğacak, âşık maşuğa kavuşacak ve dahi tarih bizi altın harflerle yazacak.

Bu aşka âşık olanlara selam olsun!

İletişim:
https://twitter.com/OfficialAicel

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.